Bize Dair

Hikayemiz

Bizim hikâyemiz nasıl başladı?

Seninle biraz çocukluğumuza dönelim mi?

Evden heyecanla sokağa fırladığımız o günleri hatırla. İki arkadaş daha gelsin de oyun başlasın diye sabırsızlandığımız, zamanı unuttuğumuz, “Aman oyun bozulmasın!” diye anın keyfine odaklandığımız o saf günleri…

Düştük, kalktık. Kavga ettik, barıştık. Yara aldık; sonra kabuk bağlayan dizlerimizle bir zafer gibi devam ettik oyuna.

Oyun sayesinde hem kendimizi hem hayatı öğrendik. Eğlenerek değiştik, paylaşarak büyüdük. Her gün yeniden başlama cesaretini bulduk.

Sonra büyüdük.

Ve hayatın oyununun çocukluğumuzdaki kadar öngörülebilir olmadığını gördük.

Bazen şartlar değişti. Bazen imkânlarımız azaldı. Bazen bir kayıp, bir afet, ekonomik koşullar, yaş, eğitim, işsizlik ya da hayatın hiç hesapta olmayan başka bir değişimi bizi oyun dışına itti.

Ama çocukken çok iyi bildiğimiz bir şeyi yeniden hatırladık:

Düşmek oyunun sonu değildi. Yeniden ayağa kalkabilir, yeniden başlayabilir ve oyunda kalabilirdik.

Oyunda Kal’ın hikâyesi tam da bu inançla başladı.

Neden varız?

Hayatın herhangi bir döneminde hepimiz dezavantajlı bir duruma düşebiliriz.

Biz dezavantajı insanın kimliği olarak değil, içinde bulunduğu ve değiştirilebilecek bir durum olarak görüyoruz.

Bu nedenle insanları eksikleri üzerinden tanımlamak yerine; sahip oldukları potansiyeli, deneyimi ve yeniden başlayabilme güçlerini görmeyi seçiyoruz.

Oyunda Kal Derneği olarak; yaşı, yaşam evresi, mesleği ya da koşulları ne olursa olsun, hayatın herhangi bir döneminde desteğe ihtiyaç duyan bireylerin kendi güçlerini yeniden hatırlamalarına, potansiyellerini geliştirmelerine ve oyunda kalmalarına omuzdaş oluyoruz.

Çünkü inanıyoruz ki:

Öngörülemez bir gelecekte oyunda kalmak mümkün.

Ne yapıyoruz?

İnsanın değişen koşullar karşısında yalnızca ayakta kalmasını değil; öğrenmesini, uyumlanmasını, bağ kurmasını, yeniden başlayabilmesini ve kendi yolunu oluşturabilmesini destekleyen, sosyal etki yaratan projeler geliştiriyoruz.

Hayatın farklı dönemlerinde desteğe ihtiyaç duyan bireylere yönelik çalışmalarımızda;

  • deneyim odaklı programlar ve projeler tasarlıyor,
  • gönüllülük ve dayanışma kültürünü güçlendiriyor,
  • bireylerin geleceğin yetkinliklerini geliştirmelerine alan açıyor,
  • eğitim, mentorluk ve deneyim paylaşımıyla gelişimlerini destekliyor,
  • faydalanıcıları, gönüllüleri, uzmanları ve paydaşlarımızı ortak bir amaç etrafında buluşturuyoruz.

Amacımız bir insanın yerine yolu yürümek değil.

Kendi yolunu yeniden bulabilmesi için ona omuzdaş olmak.

Neyi amaçlıyoruz?

Daha umutlu, dayanıklı, birbirini önemseyen ve birlikte üretebilen bir toplumun güçlü bireylerle mümkün olduğuna inanıyoruz.

Bu nedenle çalışmalarımızın merkezinde Geleceğin İnsanının Yetkinlikleri yer alıyor.

Kendini ve başkasını önemseyebilen, birlikte büyüyebilen, refahı odağına alabilen, güvenle bağ kurabilen, köklerinden güç alan, değişime uyumlanabilen, deneyimleyerek ilerleyen ve merakını canlı tutan bireylerin çoğalmasını istiyoruz.

Çünkü geleceği öngöremeyebiliriz.

Ama o gelecekte nasıl var olacağımızı bugünden şekillendirebiliriz.

Nasıl yapıyoruz?

Biz tek yönlü yardım ilişkileri değil, karşılıklı güçlenme alanları kuruyoruz.

İnsanları ihtiyaçlarının ya da dezavantajlarının içine hapsetmeden; deneyimlerini, yeteneklerini ve potansiyellerini merkeze alıyoruz.

Programlarımızı;

  • deneyimleyerek öğrenme,
  • gönüllülük,
  • mentorluk,
  • sosyal etki,
  • dayanışma,
  • birlikte üretme
  • ve geleceğin insanının yetkinlikleri

ekseninde tasarlıyoruz.

Her projede ihtiyaç değişebilir, hedef kitle değişebilir, yöntem değişebilir.

Değişmeyen şey ise yaklaşımımızdır:

İlham olmak. Hatırlatmak. Yöntemler sunmak. Ve yeni hikâyeyi birlikte yaratmak.

Oyunun gücüne hâlâ inanıyoruz

Çünkü oyun; hayatın kendisidir.

Düşmeyi, kalkmayı, yeniden denemeyi, kuralları anlamayı, bazen kuralları değiştirmeyi, başkalarıyla birlikte keyifle hareket etmeyi ve değişen koşullara uyumlanmayı öğretir.

Oyun birleştirir. Oyun deneyimletir. Oyun potansiyeli açığa çıkarır. Oyun yeniden başlama cesareti verir. Oyun umudu canlı tutar.

Belki de en önemlisi:

Oyun bize, her an yeniden kurulabileceğini hatırlatır.

Sen de oyunda kal

Bu hikâyenin seyircisi olmak zorunda değilsin.

Hayatının bir döneminde desteğe ihtiyacın varsa projelerimizden faydalanabilirsin.

Deneyimin, zamanın ya da uzmanlığınla başka birine omuzdaş olmak istiyorsan gönüllümüz olabilirsin.

Daha fazla insanın oyunda kalmasına katkı sunmak istiyorsan bağışçımız veya destekçimiz olabilirsin.

Çünkü Oyunda Kal’da herkesin verebileceği, öğrenebileceği ve çoğaltabileceği bir şey olduğuna inanıyoruz.

Birbirimize ve kendimize “Oyunda Kal” demenin erdemini hatırlatıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki:

Öngörülemez bir gelecekte oyunda kalmak mümkün.

Birlikte Oyunda Kalmanın Simgesi

Oyunda Kal’ın logosu, insanın tek başına değil; bağ kurarak, birbirinden öğrenerek, birlikte üreterek ve birbirine omuzdaş olarak güçlendiğine dair inancımızın görsel ifadesidir.

İç içe geçen üç el ve bu elleri oluşturan renkli noktalar; geçmişten bugüne, bugünden geleceğe uzanan bir dayanışmayı, bireyler arasında kurulan bağları ve birlikte büyüyen bir topluluğu temsil eder.

Çünkü bizim için oyunda kalmak bireysel bir çaba değil, kolektif bir yolculuktur.

Üç El: Geçmişten Geleceğe Uzanan Bağ

Logomuzdaki iç içe geçmiş üç el, birbirinden güç alan üç katmanı temsil eder.

  • En büyük el, geçmişten taşıdığımız bilgeliği, deneyimi ve köklerimizi;
  • orta el, bugünün emeğini, üretme gücünü ve harekete geçme cesaretini;
  • en küçük el ise geleceğin potansiyelini, yeni fikirleri ve umudu simgeler.

Üçü birbirinden ayrı değildir. İç içedir. Çünkü geleceği inşa ederken geçmişin deneyiminden öğrenir, bugünün sorumluluğunu alır ve yarının ihtimallerine alan açarız.

Her Nokta Bir Birey

Oyunda Kal’ın görsel dünyasında eller, çok sayıda renkli noktadan oluşur. Her nokta bir bireydir.

Noktaların aynı forma sahip olması, herkesin eşit değerini; farklı renklere sahip olması ise her bireyin kendine özgü hikâyesini, deneyimini, yeteneğini ve bakış açısını temsil eder.

Bireyler bağ kurar. Bağlar toplulukları oluşturur. Topluluklar birlikte üretir.

Noktalar Birleşince Değerlerimiz Görünür Olur

Oyunda Kal’ı bir arada tutan görünmez bağlar, sekiz temel değerimizden güç alır.

  • Birleştiricilik: Farklılıkları buluşturur, iş birlikleriyle birlikte güçleniriz.
  • Adil Olmak: Emeğe, fikre ve katkıya hak ettiği değeri veririz.
  • Güvenilirlik: Açık, dürüst ve sürdürülebilir iletişim kurarız.
  • Çeşitliliğe Saygı: Farklılıkları ayrışmanın değil, zenginleşmenin kaynağı olarak görürüz.
  • Kararlılık: Vazgeçmeden ilerler, umutla yeniden başlarız.
  • Merak: Bilinmeyeni sorgular, keşfetmeye ve öğrenmeye açık kalırız.
  • Uyum: Değişimi fark eder, öğrenir ve yeni koşullara uyumlanırız.
  • İlham Olmak: Cesaret verir, harekete geçme isteğini çoğaltırız.

Bu değerler, birbirinden farklı noktaları ortak bir amaç etrafında buluşturan ve Oyunda Kal’ı bir topluluğa dönüştüren bağlardır.

Temas Etmekten Daha Fazlası: Omuzdaş Olmak

İç içe geçmiş eller aynı zamanda Oyunda Kal’ın insanla kurduğu ilişkinin biçimini anlatır.

Biz kimsenin yerine yolu yürümeyiz. Alan açar, eşlik eder, güçlendirir ve omuzdaş oluruz. Hayatın farklı dönemlerinde desteğe ihtiyaç duyan bireylerin kendi güçlerini yeniden hatırlamalarına eşlik ederiz.

Renklerimiz: Farklılığın İçindeki Birlik

Logomuzdaki renk çeşitliliği tesadüf değildir. Her renk farklı bir deneyimi, düşünceyi, yeteneği ve hikâyeyi temsil eder. Hiçbir rengin diğerine dönüşmesi gerekmez; her biri kendi kimliğini koruyarak bütünün parçası olur.

Çünkü biz aynılaşarak değil, farklılıklarımızla yan yana gelerek güçlendiğimize inanıyoruz.

Kısacası…

Oyunda Kal logosu yalnızca bir kurumun işareti değildir. İnsanı merkeze alan, farklılıkları buluşturan, geçmişten güç alan, bugünün sorumluluğunu üstlenen ve geleceğe umutla bakan bir topluluğun simgesidir.

Her nokta bir birey. Her bağ bir temas. Her el bir omuzdaşlık.

Ve hepsi bir araya geldiğinde: Oyunda Kal.